Arşiv | Biz Osmanlıyız RSS for this section

Yavuz Sultan Selim Küpe Taktı mı?

Yavuz Sultân Selim’in sol kulağında küpe bulunan bir resmi mevcut­tur. Bu doğru mudur? Tamamını Okuyun…

Harem’e Aitmiş Gibi Gösterilen Çıplak Resimlerin Osmanlı Kadınlarına Ait Olduğu Doğru mudur?

Harem’le ilgili, bazı kitaplarda ve bazı dergilerde yayınlanan çıplak resimlerin de aslı esası mevcut değildir ve Batılı ressamların hayallerinin mahsûlüdür. Bir kısım Batılı yazarlar, kendi hayallerindeki harem hayatını, ressamlar eliyle resme aktararak, meşru ve gayr-i meşru demeden neşretmişlerdir. Bunlar arasında özellikle Padişahın süt banyosu yaptığını, çırılçıplak cariyelerin ortasında poz verdiğini gösteren resimler, tamamen hayal ürünüdür. Tamamını Okuyun…

Sultan İbrahim Deli Miydi?

Sultan I. Ahmed’le Kösem Sultan’ın oğulları, Sultan Dördüncü Murad’ın kardeşi Sultan İbrahim 5 Kasım 1616′da İstanbul’da dünyaya geldi. 1640-1648 yılları arasında 8 yıl padişahlık yaptı. 18 Ağustos 1648′de cebren tahttan indirdiler ve Evliya Çelebi’nin deyişiyle, “Mazlum İbrahim Han’ı boğarak şehit ettiler.” (Henüz 32 yaşındaydı)

Lâkabı “Deli” olan bu Padişah, acaba gerçekten deli miydi?

Tamamını Okuyun…

Bizans Neden Yıkıldı?

Fransız tarihçi Gerard Walter, tüm Batı’da “yıkılış uzmanı” olarak tanınır. Çünkü imparatorlukların yıkılış sebeplerini inceleyen seri kitaplar yazmış ve “La mort des empires/İmparatorlukların ölümü” genel başlığı altında yayınlamıştır.
Bu serinin “La ruine de Byzance” ismini taşıyan kitabı Bizans’ın yıkılışının temel sebeplerini irdelemektedir. İbret alınması dileğiyle yıkılışın en önemli sebeplerinden bazılarını aşağıya alıyorum. Tamamını Okuyun…

Osmanlı Padişahları Diktatör Müydü?

Çocuklarımıza Osmanlı hükümdarlarını “diktatör” olarak tanıtmışız. Ders kitaplannda onlardan bahsederken çok kere “Asarlar, keserler!” demişiz. “Yakarlar, yıkarlar, üstelik kimseye de hesap vermezler” diye notlar düşmüşüz.

Oysa bir şeyhülislâm (Zembilli Ali Cemali Efendi) padişahın (Yavuz Selim) karşısına dikilebilmiş, “Seni kılıcımla doğrulturum” diyebilmiştir… Tamamını Okuyun…

Bir Günah’ın Anatomisi: Osmanlı Padişahları ve Kardeş Katli

Çok sorulan bir soru:
“Padişahlar, taht uğruna kardeşlerini, hatta oğullarını katlederler miydi?”

Cevap: Evet, ama taht uğruna değil, belki baht uğruna; devletin bekası için…

Olayı, alelade bir “katl” şeklinde mütalâa etmek son derece yanlış olur. Meseleyi değerlendirirken mutlak surette dönemin şartlarını, yönetim anlayışlarını, işin önünü ve sonunu hesaba katmak, muhtemel neticelerini düşünmek, buna bağlı olarak da şu soruyu sormak lâzım gelir: “Acaba devletin bekası mı mühimdir, yoksa bir şehzadenin hayatı mı?” Tamamını Okuyun…

Fatih Sultan Mehmed ve Karadan Yürütülen Gemiler

O gün , orada gencecik bir padişah, önce imkânsızlığı yendi, sonra Bizans’ı… Pek çoğumuzun “pes” edeceği durum karşısında müthiş bir sabır ve irade imtihanı vererek galip çıktı.

Önce olayın kısacık hikâyesine bakalım:
Bizans, 06 Nisan 1453 sabahı 150.000-200.000 arası olduğu çeşitli kaynaklarda belirtilen Osmanlı ordusu tarafından son kez kuşatıldı.
Bu arada Osmanlı donanması Halic’in girişine dayanmış, Sarayburnu önlerinde demirlemişti. Tamamını Okuyun…

Osmanlı Padişahları Neden Yabancı Kadınlarla Evlenirdi?

Osmanlıpadişahlarının, Türk kızları dururken, yabancı kızlarla evlenmelerinin spekülatif amaçlı tartışmalara vesile olduğunu herkes biliyor. Osmanlı tarihine, özellikle de hanedana ve padişahlara hakaret kastıyla olayı saptıran çevreler de var… Mesela şöyle diyorlar:

“Padişahlar yabancı kadınlarla evlenmek suretiyle, Türk Devletinin yapısını bozdular.”
İddia yersizdir, çünkü o dönemde ortada bir “Türk Devleti” yok, Türklerin kurduğu çok uluslu bir “Osmanlı İmparatorluğu” vardır… (Haşmetini vurgulamak için “imparatorluk” diyorum, yoksa Osmanlı, hiçbir zaman, “imparatorluk” kelimesinin içerdiği “emperyalist” amaçlar taşımamıştır.) Tamamını Okuyun…

BALTACI MEHMET PAŞA VE KATERİNA OLAYI

“Önce olayın kahramanı Baltacı Mehmed Paşa (ölümü 30 Kasım 1721) hakkında kısa bir malumat arz etmeye çalışayım…

Osmancık’ta dünyaya geldi. Genç yaşta içini saran ilim merakı ile Trablus, Tunus ve Cezayir’e gitti. Daha sonra İstanbul’a döndü ve akrabalarından Hacı Sefer Ağa vasıtasıyla saraya girdi. Enderun’da yüksek eğitim aldı. “Baltacı” (sarayın oduncusu diyebiliriz) oldu. Ardından “Baltacı Halifeliği”ne yükseldi. Sesinin güzelliği yüzünden musikiye teşvik edildi. “Müezzin” oldu. Oradan yazıcılığa terfi etti, 1703 Aralık ayında da “Mirahurluk”a yükseldi. Tamamını Okuyun…

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.