Alışmak ya da Alışmamak

Hayatımızda alışkanlıkların yeri azımsanmayacak kadar geniş. Yeni
olarak yapmaya başladığımız birçok şey zamanla alışkanlıklar arasına
giriyor. İş hayatımızdan, ibadetimize, yediğimiz yemeğe kadar hepsi
alışkanlık halinde yapageldiğimiz işler bütünü. Bir şeye alışmış olmak
kimi zaman iyi kimi zaman kötüdür. Yabancı bir yere gittiğinizde oraya
biran evvel alışmak iyidir. Yeni girdiğiniz işyerinize alışıp
alışmadığınız sorulur sık sık.

Ne iyi ne de kötü denilebilecek alışkanlıklar var bir de. Hepimizin
başına gelmiştir. Yakınımızdaki birisini kaybedince ilk zamanlar onu
hiç unutmayacağımızı veya onsuz ne yapacağımızı düşünürüz. İlk şokun
etkisi ile onsuz bir hayatın hep eksik olacağını düşünürüz. Çok değil
bir ay sonra her şey eskisi gibi olur. Bunu duyarsızlık veya ihanet
olarak adlandıramayız. Hayatın devam etmesi için bazı şeylerin
unutulması ve yoksunluğuna alışılması iyidir. Fakat bazı şeyler de var
ki, onlar unutulursa hayat biter.

Havalar gibi gündem de sıcacık. Vicdan sahibi her gönül sızlıyor.
Sağcı solcu ayırmaksızın her yürek kanıyor. Her gün enkaz altından
çıkarılan bebek cesetleri rahatımızı bozuyor. Böyle bir gündemin
zorlaması içinde İsrail’den başka bir şeyden bahsetmek ayıp olacak
gibi. Örneğin, Türk sanat müziği, Cem Sultan veya Alman İç Savaşından
bahsetmek istiyorum. Böyle bir ortamda bunlardan bahsedilir mi?
Bahsedilir kardeşim bahsedilir. Bu ortam ilk değil. Bu akan ilk
Müslüman kanı değil.

Lübnan kan gölüne dönmeden önce Patani’deki kardeşlerimiz de kan
kusuyorlardı. Moro’dakileri çok çabuk unuttuk. Bu iki yeri haritada
gösterebilir misiniz bana? Açe’deki mücahitleri hatırlayan var mı?
Yeri geldi Çeçenistan’a da alıştık, Bosna’ya da. Korkuyorum bu kadar
çok bahsederek Lübnan’a da alışacağız.

Artık ben İsrail’den bahsetmek istemiyorum. Filistin’in ve Lübnan’ın
acılarına alışmak istemiyorum. Kendimin ve okurlarımın ateşini
düşürecek yazılar yazmak istemiyorum. Bir yanım sızlıyorsa, ağrı
kesici kullanmak istemiyorum.
Medyada İsrail hakkında insanlar
ağızlarına geleni söyleyip deşarj oluyorlar. Bundan korkuyorum ben
ama. Toplumun gazı alınıyor böylece. Herkes içindekini boşaltıp
rahatladıktan sonra ne olacak?

Ne olacağını söyleyeyim:

Lübnan’a da alışacağız. Daha önce Filistin’e
alıştığımız gibi.
Gazeteyi açınca Filistin’le ilgili haberleri
okumuyorum bile. Bugün beş
çocuk öldü, dün üç tane, geçen hafta, geçen
ay ve geçen sene… Günlük adi
vaka haline geldi ölümler. Alıştık
hepsine.
Irakta da
başımıza gelen bu değil miydi?

Dostlar, her gün 100 kişi,
120 kişi öldürülüyor Irak’ta. Dünyanın ayağa kalkması lazım bu
vahşet
karşısında… Irak haberlerini okuyanınız var mı? Okumuyoruz,
çünkü her gün
aynı şeylere alışıyoruz. Geçen hafta 80, dün 90, bugün
100 kişi ölmüş. Ne
kadar normal bir şey gibi değil mi?

Ne demiş Şekspir: “Alışmak ya da alışmamak. İşte bütün mesele bu.”

Fatih Sertyüz – Milli Gazete
fatihs@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: