Çocuk Borsası

İsrail, katliamını sürdürdükçe dünyanın hızla ihtiyarlayıp uzun uzun sürünerek varacağı sona yaklaştığını görüyoruz. İnsanın yüzyıllar boyu ilmek ilmek örmüş olduğu insanlık hırkası dar geliyor bu beter milenyumun ilk yıllarına. Savaşın kazanmasına az kaldı. Savaşın hayata karşı, insana karşı kazanması için dolaşıma sokulan dil akılla, mantıkla, öncelikler hesabıyla bağlantılandırılıyor. Çocuk cesetleri karşısında bize, dehşete kapılanlara, utanç, çaresizlik ve acı içinde ‘Durun!, Durdurun! Katiller!’ diye bağıranlara çocuk muamelesini reva gören akıllı adamlar çocuk cesetlerinin önünde poz veriyorlar. Teatral bir edayla gözlerini hafif kısarak, derin ama soylu bir ıstırabı yansıtıyorlar. Hemen sonra fakat diye başlıyorlar söze. Bu çocuk katliamları acı ama kaçınılmaz. Kaçınılmazlarımız çoğalıyor. Çocuk hayatlarının dünyanın gözleri önünde yok edilip, parçalanmış bedenlerinin uygar dünyaya hatıra olarak sunulması karşısında insanlığa bu durumu engelleyecek hiçbir çaresi olmadığı öğretiliyor. Hepimiz paylaşıyoruz bu kanlı tanıklığı. Sabah kalkıp kahvaltımızı ediyoruz. Bacaklarımızı uzatıp gazete okuyoruz. Ölen çocukların haberini okuduktan hemen sonra bulmaca çözüyoruz, eklerde artist hayatı takip ediyoruz. Lübnanlı ölü çocukların üstüne dünya uzun uzun geriniyor. Bize kabul ettirmeye çalıştıkları, hayatların bir borsası olduğu. Lübnanlı çocukların o borsada çok düşük fiyatla işlem gördüğü. Hepimizin, Ortadoğu’ya işgalci uygarlığın gözüyle bakması için seferber olmuş bütün kurumlar. O bakışın geçen yüzyıl ilk yarısından bir örneğini Bağdat işgalinin hemen başında hatırlamıştık.
(…)

Hepimizin suçu

ABD, dünyayı çaresiz olduğuna inandırarak sürdürüyor imparatorluğunu. Lübnan’da bütün dünyanın gözleri önünde çocuk cesetleri toplanırken Birleşmiş Milletler’in ve Avrupa Birliği’nin bütün dünyanın gözleri önünde bütün ilkeleri ve varoluş nedenleriyle birlikte ayaklar altına alınıp eziliyor olması, ABD’nin asıl zaferi. ABD, rezil olduğu, hedeflerine ulaşamadığı, kayıplar verdiği savaşlarla bile kazanıyor. Çünkü bütün dünyalıları sindiriyor, müttefikleriyle birlikte eline yüzüne bulaştırıyor olsa da ibretlik tanıklıklar sunuyor. İşte İsrail’in katliamını DURDURAMIYORUZ. Dünya nüfusunun ezici çoğunluğunun, karşı olduğu bu tevacüz karşısında çaresiz kalması, insanlık üstüne çok ağır bir sözü getirip kafamıza vuruyor. Ezilenlerden, yenilenlerden, gelişememişlerden, zenginliğe kavuşamamış olanlardan, zayıf olanlardan hepimiz açıkca ya da gizlice nefret ediyoruz. Liberal kesimin akıllı teorisyenlerinin bir nebze hicap duymadan, İsrail’in Lübnan işgaliyle cûş ü huruşa kapılıp hükümeti benzer bir ‘müdahale’ye kışkırtan tavrı, Lübnanlı çocukların hayatının kanlı borsada ne kadar değersiz olduğunu aşikâr ediyor. Kuzey Irak’a girip Kürtleri ‘halletmek’ konusunda örnek alınası gücün vahşi İsrail devleti olmasının kimseyi şaşırtmamasına ne demeli? İsrail’in destekli, icazetli güç gösterisi karşısında hayranlıkla titreşenlerin Lübnanlı çocuklar hakkında kaygı belirtmesi ne kadar inandırıcı olabilir? ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde Türkiye’nin etkin bir rol üstlenebilmesi için çırpınan, bari bu kez treni kaçırmayalım diye haykıranlar, gönüllü savaş stratejistleri. Onlar kaç koyup kaç alacaklarıyla biçiyorlar insan hayatının değerini. Onlar alt türden gördükleri Arapların, Kürtlerin katledilmesinden rahatsızlık duymayanlar. Vahşi batı ittifakının güvenilir yaveri olma rüyası, Ortadoğu’nun, ABD ve İsrail’in üslubuyla Batı’nın iyi işletilen, kârlı benzin istasyonuna dönüştürülebileceği yanılsamasından kaynaklanıyor. Oysa daha Bağdat’ın düştüğü gün söylemiştik: Gertrude Bell’in bir böcek türünün özelliklerinden söz edercesine anlatmaya çalıştığı Mezopotamyalılar; o sinirleri sağlam, şoka dayanıklı tuhaf ırklar karmaşası Fırat ve Dicle’nin suyuna ayaklarını soktuğu sürece Batı’nın işgalci uygarlığı karşısında hep bir soru işareti olarak için için uğuldayacaktır. Kendisine yeni krallar, yeni zorbalar armağan eden işgalci uygarlığı bezdirecek; bütün tarihinden geride bir taş bırakılmasa da masallarını kulaktan kulağa anlatmaya devam edecektir.

Yıldırım Türker – Radikal

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: