ABD’nin Demokrasi Getirdiği Irak’ta Hayat

Bir 10 dakikamı evimdeki elektrik jeneratörü için benzin almaya ayırıyorum. Karaborsadan tabii. Resmi fiyatların dört beş mislini ödüyoruz. Kanunisini almak istersem, bütün bir geceyi kuyrukta geçirmem gerekiyor. İnsanlar benzin istasyonlarının önüne battaniyeleri, suları, yemekleriyle geliyor ve kuyruğa giriyorlar. Bazen istasyonun güvenlik görevlisinin yanına sokulup kimliğim ile kartvizitimi gösterdiğim ve arabamı kuyruğa girmeden doldurup dolduramayacağımı sorduğum oluyor tabii. Bazen yanlarından kovuyorlar beni, bazen şansım yaver gidiyor, görevlinin romatizması veya sırt ağrısından şikâyeti oluyor ve bingo! İlaçlarını getirmeye söz verip kuyruğa girmeden benzini alabiliyorum. Tabii ki ne bir muayene ne de test yapabiliyorum. Eğer çok çok şanslıysam, yıldızlar o gün bütünüyle benden yanaysa, jeneratörüm için de fazladan 20 litre benzin alabiliyorum.

Bir ay öce silahlı militanlar hastanede doktorlara baskın düzenledi. Özellikle Musul ve Anbar doğumlu doktorları arıyorlardı. Büyük bir kargaşa yaşandı, aranan doktorlar saklandılar, hiçbiri yakalanmadı. Ertesi gün içlerinden ikisi -benim gözetimimde çalışan iki romatoloji doktora öğrencisi- bana gelip memleketlerine dönmek, eğitimlerini orada sürdürmek, sadece sınavlar için buraya gelip gitmek için iznimi istediler. Kabul ettim. Her halükarda gideceklerdi çünkü. Silahlı militanlara yakalanmış olsalar, öldürüleceklerdi. Herhangi bir suç işledikleri için değil, sırf Musul ve Anbar doğumlu Sünniler oldukları için.

Irak’ın güneyi kısımlarından gelmiş pek çok Şii doktorun da o gün görev yerlerini bırakıp kaçtığını, artık emniyette olmadıklarını düşündüklerini ve gelecek sefere, Sünni militanlar bir baskın düzenlediğinde de, sıranın kendilerine geleceğine inandıklarını biliyorum. İşte bu yüzden herkes bir tarafa kaçtı. 0 hafta doktora öğrencileri için bir seminer verecektim. Kimse gelmedi. Bütün doktorlar kaçmıştı. Pek çoğu daha sonra döndüler tabii, fakat çok korkmuş olarak. Hayat yine de devam etmek zorunda.

Aynı durum diğer hastaneler için de geçerli, servisler ortadan kalkmış gibi. İki gün önce Yarmuk hastanesindeydim. Ziyaret ettiğim doktor hastanenin mezbelelik bir köşesinde kırık, tozlu, etrafa saçılmış tahta ve metal parçaları gibi duran mobilyalar arasında, kırık kapılar ve pencereler ardında yaşıyordu. Ahıra benziyordu. Bir meslektaşım için bir ölüm belgesi istemeye gitmiştim. Doktorla birlikte ölüm kayıtlarını tuttuğu morga gittik. Morgun kapısında iki gencin cesedi vardı, ikisi de başlarından vurulmuştu, açık havada sedye üzerine serilmişti cesetleri. Hastane devasa beton duvarlar arkasındaydı, çünkü pek çok kez bombalı araçlarla saldırıya maruz kalmıştı. Birkaç ay önce bu hastanenin doktorları greve gitmişti, çünkü Ulusal Muhafız subayları tarafından neredeyse düzenli olarak dövülüyor ve yaralanıyorlardı. Hastaneler sık sık silahlı adamlarca basılıyor. Militanlar, yaralıları yataklarından alıp sürükleye sürükleye infaz edilecekleri yere götürüyorlar. Hastanelere gelen hasta sayısında da çok büyük düşüş var. 2003’ten önce romatoloji servisinde günde ortalama 100 hasta görürdük. Bugünlerde 20’den fazlası gelmiyor. Hastaların nereye gittiğini bana sormayın. Çoğu evinden çıkmaktan, hastaneye gelmekten korkuyor. Hastaneler kronik hastalar için ilaç sağlardı. Şimdi kaynaklar o kadar kıt ki. Kasaba ve köylerden Bağdat’a, başkente, daha iyi bir tedavi görmek için gelirdi insanlar. Artık Bağdat’a geliş yolunun tehlikelerini göze alamıyorlar. Artık ya tedavi olmuyorlar ya da yerel imkanlarla tedavi olmayı tercih ediyorlar. Sonuç alınıp alınmadığını düşünmüyorlar. Bağdat’ta ailelerin mali durumu o kadar kötüye gitmiş durumda ki çoğu kronik bir hastalığı tedavi ettirmeyi lüks sayıyor. Öncelik yakıt ve gıda bulmakta ve hayatta kalmakta.

Bu, Bağdat’ta ne yaşadığımızın, nasıl yaşadığımızın küçük bir özeti.

 

DR. ANON

23 EYLÜL 2006
Gerçek Hayat

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: