İran’a saldırıyı kim önleyebilir?

Son haftalarda Rus askeri kaynakları çevrelerinden yayılan “ABD’nin İran’a kısa süre içinde saldıracağı”na ilişkin beyanları ne kadar önemsemeliyiz? Bu çevrelere göre, saldırı için bütün hazırlıklar yapıldı. Kritik tarih ise Nisan sonları… Mesela, Rus ordusunun eski komutanlarından jeopolitik uzmanı General Leonid İvazshov’un karamsar senaryosuna göre, yüzlerce savaş uçağıyla başlatılacak saldırıda nükleer silahlar da kullanılacak. Bütün dünyayı etkileyecek gayri insani bir manzara çıkacak ortaya..

İsrail’le İran arasında dinsel bir çatışmaya dönüşecek bu saldırı, Müslümanların ve Yahudilerin yaşadığı bütün bölgelere yayılacak. Saldırı için Basra Körfezi, Doğu Akdeniz ve bugünlerde yoğun hazırlıkların yapıldığı Azerbaycan, “Kuzey Cephesi” olarak tanımlanan Hazar Denizi kullanılacak…

Hint Okyanusu’ndaki hazırlıklara da dikkat çekenler, Azerbaycan’ın bir anda İran’ın hedefi haline geleceğini vurguluyor. İran ordusunun küçük bir bölümünün Azerbaycan’ı işgal edebileceğini hatta İran’ın; topraklarını ve üslerini ABD’ye kullandırması halinde vuracağı Azeri bölgelerine ilişkin listenin bile belli olduğunu belirtiyorlar.

Karamsarlara göre, ABD-İran çatışması kaçınılmaz. Batı kamuoyunun bu savaş için hazırlandığı, Irak içindeki güç mücadelesinin çok yakında İran’ın nükleer ve askeri tesislerine yönelik hava saldırılarına dönüşeceği ifade ediliyor.

Başından beri İran’ın nükleer çalışmalarında asla geri adım atmayacağını söyledik. Bugüne kadar atmadı da. Batı’nın ağır baskılarına, BM Güvenlik Konseyi’nin yaptırım kararlarına rağmen Tahran sürekli oyalama, zaman kazanma taktiğini kullandı, kullanmaya da devam ediyor. İşe yaradı da. Ama bundan sonra ne olacak? Bazılarına göre uzlaşmaz tutumu Tahran’ı köşeye sıkıştırmak üzere. Bazılarına göre ise tam tersine, Tahran’ın hareket alanını oldukça genişletti ve onu küresel bir oyuncu haline getirdi. Bugün, İran’ı denklem dışına iten hiçbir bölgesel gelişmenin sonuç bulması mümkün değil. Mesela Irak’ta İran’ı yok sayarak ABD hiçbir şey elde edemedi hatta çözümsüzlüğe saplanıp kaldı. Lübnan ve Suriye konusunda da başarısız oldu.

İran ise, geri adım atmak bir tarafa, tezlerini çok daha güçlü savunur hale geldi, hedeflerine büyük ölçüde yaklaştı. Devlet Başkanı Ahmedinejad, pazartesi günü ülkenin en büyük nükleer tesis olan Natanz’da adeta şov yaptı. İran’ın nükleer teknolojide uranyum zenginleştirme projesine devam edeceğini ve artık nükleer güç olduğunu açıkladı. Atom Enerjisi Kurumunun başında bulunan Rıza Agazade, uranyum zenginleştirme için 50 bin sentrifuje sahip olacaklarını söyledi. Bu da İran’ın artık hedefine çok yaklaştığına işaret ediyor.

Son olarak ise Tahran yönetimi, Natanz nükleer tesislerinin çevresindeki hava savunma sistemini denemek amacıyla tatbikat başlattı. Tesislere her an saldırı olabileceği endişesinin göstergesi. Tesis çevresinde Rusya’dan alınma iki tür savunma sistemi var. Tesisler, saniyede 500 metre hız yapabilen süpersonik füzelerle korunuyor.

Buraya kadar olanlar karamsar senaryoyu besleyen gelişmeler. Ama farklı bir açılım daha var. ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelossi ve Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Tom Lantos, Şam’dan sonra Tahran’a gitmeye hazırlanıyor.

4 Nisan’daki Şam ziyaretinde Devlet Başkanı Beşşar Esad, hem Türkiye’nin hem de İran’ın kaygılarını içeren 4 maddelik metin sunmuştu:

1- ABD, Irak’ta askeri bir çözüm olamayacağını, sadece siyasi çözüm olabileceğini kabul etmeli.
2- Hiçbir etnik ve dini grubun üstünlüğü kabul edilmeyecek, hiçbir grup kendini kaybetmiş hissetmeyecek.
3- ABD Irak’taki bütün grupları eşit kabul edecek.
4- ABD, Irak’ın komşuları olan Türkiye, İran, Suudi Arabistan, Suriye ve Ürdün’ün Irak’ın bütünlüğüne ilişkin beklentilerine yönelik ortam hazırlayacak.

Lantos’la Tahran’a da gidebileceği söylenen Pelossi’ye orada da benzer maddeler sunulacak. Bush yönetimi ve neoconların bölgesel savaş senaryolarına karşı bu görüşmelerin başarı şansı olur mu? Şimdiki yönetimin bölge ülkelerinden İran ve Suriye karşıtı blok oluşturma stratejisi çöker mi? Pelossi’nin Şam ziyareti Washington’da neredeyse vatan hainliği olarak algılandı hatta yargılanması istendi. Bu nedenle belki Tahran’a gidemez ama Lantos’un gitmesi bile çok önemli bir gelişme olacak.

Savaş rüzgarları barış arayışlarına dönüşebilir mi? ABD ve İsrail’in geri adım atmayacağı, İran’ın da geri adım atmayacağı düşünülürse zor görünüyor. Hele Irak’taki kaosun süreceği ve şahinlerin yeni istila projelerinin devam edeceği düşünülürse…

Yaz ayları Türkiye’de seçimler nedeniyle oldukça hareketli geçecek. Ama çevremizde çok daha hareketli günlerin yaşanabileceğini, son Barzani krizinde olduğu gibi, bir anda Türkiye’yi de etkisi altına alabileceğini düşünmeliyiz.

İbrahim Karagül – Yeni Şafak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: