Arşiv | Edebiyat RSS for this section

İhtiyar Kadın ile Hırsız

gulumseyen gülümseyen yasli teyze

Muhammed b. Fazl ez-Zamîrî anlatıyor:

“Memleketimizde saliha, çok namaz kılan ve fakir-fukaraya yemek yediren ihtiyar bir kadın vardı. İçmek ve oyun oynamaktan başka düşüncesi olmayan bir de sarraf oğlu vardı. Çocuk gündüzleri dükkanda çalışır, akşam olunca da para çantasını annesine bırakıp dışarı çıkardı. Bir akşam yine eve geldi ve para çantasını annesine vererek dışarı çıktı. Evin alt katında kapısı demirden, duvarlarına sac geçirilmiş bir oda vardı. Kadın paraları oraya koyarak kapının önünde namaza durdu.

Tamamını Okuyun…

Reklamlar

Kalem ve Sırrı

   Ve yine kalemim inliyor derdimle ve yine o dinliyor beni, anlıyor ve ifade ediyor.
   Bazen düşünüyorum, acaba onu kendi sorunlarıma âlet mi ediyorum ve onu kullanıyor muyum hoyratça… Öyle ya kimseye anlatamadıklarımı dinliyor ve satırlara nakşederken hissettiklerimi, küçük bir inilti çıkartıyor sadece…    Sessizce dinliyor ve herkesten iyi hissediyor belki… Âyetle taltif sırrı onunkisi…
   Kullanmak… Sonra düşünüyorum ki, o tabii görevini en iyi şekilde yapıyor sadece, fıtratını yansıtıyor kağıda… O bize bilmediğimizi öğrenmemizin âyeti (Alak Suresi, 1-5)… Bu onun şerefi… Âyine olma sırrı onunkisi…
   Öyleyse sorgulanacak olan, benim onu ne için inlettiğim… Kağıdımı Rabbe dönük tutabiliyorsam… Kalem de hoş, kağıt da…
   Rabbim!.. Emânet aldığım her bir âyeti, sana dönük kullanma ferâseti, ilmi, gücü ve rahmeti ver bana…
   Her şey Sen’den bir ayet.
   Ve kalemim… Bana hep Sen’i fısıldayacak…
   Ürkek ama varlığından emin…
   Beni âyetlerine, âyetlerini bana aç… Beni âyetlerini hatırlatan kullarınla destekle…. Âmin.

Kevser Öztürk